|
Tahıl demetlerinin üzerinden döven geçilerek tanelerin
başaklarından ayrılması işini üzerinde harmandövülen,
sıkıştırılmış sert toprak alanıdır.
Günümüzde çiftçilik de modernize olup
insanları çok yormayacak bir şekle bürünmüştür.
Bundan 20 yıl önce, işler ilkel şartlarda yapılırken
insanlar yaptıkları işten devamlı şikayet eder, hatta
çiftçiliğe biraz da sitem karâne bir tarzda
“leçberlik”
derler, bu kelimenin başındaki seslerin hayvan leşini çağrıştırmasından
yararlanarak çiftçiliğin ne kadar zor olduğunu anlatmaya
çalışırlardı; haksız da sayılmazlardı. Gerçi o yıllarda
toprağa ait işler, senenin
bütün günlerinde şöyle böyle devam ederdi. Ancak en yoğun
yaşanan sıcak yaz aylarında insanlar, görünüş
itibariyle insanlıktan çıkarlar, çoluk çocuk gecesini gündüzünü
bilmezdi. Yirmi yıl öncesinin çiftçiliğindeki insan gücü
ile günümüzde harcanan insan gücü arasında dağlar
kadar fark vardır. Eskiden ailenin bütün fertleri çalışmak
zorunda iken bugünkü teknoloji ile yalnızca bir kişi,
tek başına bütün işleri yapabilmektedir.
Bir zamanlar yaz aylarında bütün insanlar harman
yerlerinde bulunur, orada yenilir içilir, orada yatılır
ve orada yaşanılırdı. İnsanlar, çalışmalarını
burada yaptıkları gibi sohbetini de burada yapar, çocuklar
oyunlarını harman yerinde oynarlardı. Döven
harmanda sürülür, tınaz
harmanda savrulur, buğday harmanda elenir(holus
ile elenir) ve elbette dedikodu da harmanda yapılırdı.
Homur homur iş arayan makinalar yoktu. Her işi at, eşek,
öküzle beraber insanlar yapardı. Bu yüzden çiftçiler
yorulur, biter, kara meşin gibi görünürdü.
Günümüzdeki çiftçileri artık traktörün üzerinde görüyoruz.
Artık harman yapılmadığı gibi harman yerinin yerinde
yeller esiyor. Tarlada ekin olarak salınan buğdaylar, bir
saat sonra eve tane ve saman olarak ayrı ayrı geliyor. Bu
işi biçerdöver veya traktörle iki kişi hem de çok
yorulmadan yapıyor. Bugün
bir saatte yapılan bu iş seneler önce bakın nasıl
uğraştırıyordu insanları.
Biçilme
zamanı ekin tarlada tırpanlarla biçilir. Kadınlar, biçilen
ekini
“annat”larla
“deste”
yapar. Bu arada bir
çocuk kalan sapları tırmıkla toplar. Tarladaki bütün ekinler
bu şekilde biçildikten sonra at veya öküz arabasına
“delece”
vurularak tarladan harman yerine sap çekme
işlemi başlar. Vakit gelince
“döven”
ile en az iki gün sürülür. Yeterince dövüldükten sonra
toplanıp tınaz haline getirilir. Uygun rüzgarın çıkması
beklenir. Akşama doğru çıkan rüzgarla tınaz savrulur. Samanı
ve tanesi ayrılır. Taneler kadınlar tarafından çalkanarak
temizlenir. Daha sonra saman ve taneler ayrı ayrı eve
götürülür. Bu saydığımız işler bütün saplar için
yapılacaktır. Kısa bir sürede bitecek gibi görünen bu
işlemler en az bir buçuk ay
sürerdi. Bir saat nerede, 40 gün nerede.
El
emeği ile iş görülen günlerde, hasat zamanı bütün gün
tarlada çalışılır, buğdayların tamamının toparlanıp
götürülmesine dikkat edilir, "Kurdun kuşun hakkı var.”
denilerek yabani hayvanların hakkı tarlada bırakılırdı.
Hatta o mevsimde, tarla işlerinin bittiği günün sonunda
tarla ile helalaşmak, vedalaşmak ihmal edilmezdi. Tarla bile
canlı addedilir ve ona şöyle seslenirdi:
"Haydi tarla,
hakkını hukukunu artık-eksik helal et. Bizden yana helal
olsun. Koyup giden, nurda yatsın. Taşına -toprağına,
diline-gülüne sağlık."
Hasat
işleminde veya diğer işlemlerde herkes her işi yapmaz.
Kadınların ve erkeklerin yapacağı işler ayrı ayrıdır. Mesela
orak biçme, sap yükleme gibi ağır işleri erkekler üstlenir.
Bununla beraber hayvanlardan süt sağma, ekinleri deste etme
gibi daha hafifleri kadın işi olarak görülür, bu sebepten
erkekler bu tür işlere elini pek sürmez.
Şimdi harmanyerini evler kaplamaktadır. Artık evlerin
çoğu harmanyerine yapılıyor.
Köyümüzde 3 tane harmanyeri vardır.
=>
Küçük Harmanyeri
=>
Büyük Harmanyeri
=>
Afoğlu Harmanyeri
|